Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31), kentte ekonomik canlılık yaratması ve yeni yatırım olanakları sunması bekleniyor.Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği Antalya Şube Başkanı Yusuf Akgül, açıklamasında COP31’in yalnızca iklim politikalarının görüşüldüğü bir etkinlik olmadığını, bunun yanı sıra ekonomi, enerji, teknoloji, finansman ve uluslararası ticaret bakımından önemli fırsatlar içerdiğini belirtti.COP31’in Antalya’nın uluslararası kongre ve organizasyonlara ev sahipliği yapma kapasitesini de göstereceğine değinen Akgül, konferansın tamamlanmasının ardından kentin yeni turizm ve yatırım imkanlarına kavuşabileceğini ifade etti.Zirve çerçevesinde gerçekleştirilecek İş Forumu’nun uluslararası yatırımcılarla yeni iş bağlantıları kurulmasına olanak tanıyacağını aktaran Akgül, konferansın ekonomik etkisinin kalıcı yatırımlara ve yeni ihracat pazarlarına çevrilmesi gerektiğini kaydetti.Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasının ülkenin uluslararası konumu açısından son derece değerli olduğuna dikkat çeken Akgül, "Antalya’nın böylesi büyük bir organizasyona ev sahipliği yapması kentimiz için tarihi bir fırsat.
Bu fırsatı doğru biçimde değerlendirirsek COP31’in ekonomik etkisini birkaç haftalık hareketlilikle sınırlı bırakmayıp gelecek yıllara yayılan kalıcı bir kazanca dönüştürebiliriz." ifadelerini kullandı."Antalya’nın turizm altyapısına da katkı sağlayacak"Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği Antalya Şube Başkanı Onur Kacar da COP31’in sadece uluslararası bir iklim zirvesi olmadığını, Antalya’nın ekonomik potansiyelini, uluslararası tanıtım gücünü ve yatırım kapasitesini ortaya koyması bakımından tarihi bir fırsat sunduğunu söyledi.Zirvenin Antalya’da yaklaşık 2 milyar dolarlık doğrudan ekonomik hareketlilik yaratmasının, toplam ekonomik katma değerin ise 3-4 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini dile getiren Kacar, "Bu organizasyon, kentimizin uluslararası ölçekte ne kadar önemli bir merkez haline geldiğini ortaya koymaktadır." dedi.COP31’in meydana getireceği hareketliliğin kalıcı yatırımlara, yeni ticari ortaklıklara ve sürdürülebilir kalkınma hamlelerine dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Kacar, organizasyonun Antalya’nın turizm altyapısına da katkı sunacağını belirtti.Zirve kapsamında EXPO 2016 alanına gerçekleştirilen yatırımların, ulaşım bağlantılarının güçlendirilmesinin ve kalıcı yapıların kazandırılmasının Antalya’nın uluslararası kongre, fuar ve organizasyonlara ev sahipliği yapma kapasitesini yükselteceğini belirten Kacar, yatırımların doğru şekilde değerlendirilmesi halinde turizmin 12 aya yayılmasına katkı sağlanabileceğini söyledi.Kacar, COP31’in kentin uluslararası görünürlüğü bakımından önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekerek, şunları kaydetti: "Ayrıca yaklaşık 4 bin medya mensubuna hizmet sunacak medya merkezi ile 300’ün üzerinde basın toplantısının planlanması, Antalya’nın dünya kamuoyundaki tanıtımına önemli katkı verecektir.
Bu büyük organizasyon, Antalya iş dünyasına da yeni pazarlara erişme, uluslararası yatırımcılarla bir araya gelme ve ticari iş birlikleri geliştirme imkanı sağlamaktadır. Özellikle tarım, turizm, gıda, inşaat, enerji ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren işletmelerimizin bu süreci etkin biçimde değerlendirmesi gerektiğine inanıyoruz."Yeşil dönüşümün ekonomik rekabet bakımından taşıdığı öneme değinen Kacar, Antalya’nın tarım, turizm ve hizmet sektörlerindeki potansiyelinin enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları, su kaynaklarının verimli kullanılması ve çevre dostu üretim modelleriyle güçlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.



